|
|
SABAH GAZETESİ : MUCİZE YARATAN OZON TEDAVİSİ
14/08/2004

Mucize yaratan ozon terapisi
Son günlerde üst üste gelen yoğun iş programınız nedeniyle kendinizi
yorgun ve güçsüz mü hissediyorsunuz? Yoksa önünüzde sizin için
hayati önem taşıyan, mutlaka kazanmanız gereken bir sınav mı var?
Çok önemli bir spor müsabakasına mı katılacaksınız? Yaşlandığınız
için her gün yeni bir ağrıyla mı tanışıyorsunuz? Vücut direncinizi
arttırmak için avuç avuç vitamin ve enerji hapları almaya gerek yok.
Bir kaç "ozon terapisi" seansına girerek kendinizi son derece dinç
ve dinamik hissedebilirsiniz. Günümüzde kanserden hepatite, kolitten
zonaya kadar pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı yöntem olarak
kullanılan ozon terapisi, aynı zamanda sağlıklı insanların
performanslarını artırmaya ve vücudu gençleştirmeye de yarıyor.
Dünyada yaklaşık 50 yıldır uygulanan bu terapi Türkiye'de ise çok
yeni. İlk olarak 1999 yılında Kızılay Altıntepe Tıp Merkezi'nde
uygulamaya başlayan Op. Dr. Muammer Velidedeoğlu, ozon terapisini
şöyle açıklıyor: "Dolaşım bozukluklarında, kronik hastalıklarda,
kolitlerde kullanıyoruz bu tedaviyi. Ayrıca vücudun yaşlanmasını
önleyici etkisi de var. Ancak bu yöntem vücudu gençleştirmez, sadece
vücudun fonksiyonlarını düzene sokar. Vücutta 70-100 milyar hücre
bulunur. Aşağı yukarı günlük veya haftalık 10 milyar hücre tahrip
olur. Vücut bunun yerine yenisini koyar. Ozon bunu takviye ediyor.
Bağışıklık sistemindeki hücreleri aktive ederek hücrelerin 21 gün
değil de 12 günde bir değişmesini sağlıyor. O yüzden bir gençlik
ortaya çıkıyor. Aslında buna gençlik değil de dinçlik, dinamizm
demek daha doğru."
Bu dinamizm öyle bir şey ki, Op. Dr. Velidedeoğlu ozon terapisine
girenlerin büyük bir çoğunluğunun, "Yeniden doğmuş gibiyim. Ağacı
kökünden sökebilirim" ifadesini kullandığını söylüyor: "İlk
uyguladığımız dönemlerde bir üst düzey yönetici gelmişti ve manager
hastalığı denilen bir hastalığı vardı. Yüksek pozisyondakilerin
günlük stresleri neticesi oluşan bir sürmenaj durumu bu. Bu hastaya
8 kez uyguladık çok memnun kaldı. Sonra yavaş yavaş yayıldı. Sonra
biri telefon etti, 'Sporcularda doping olarak yapılır mı?' diye.
Almanya'da Bayern Münih takımı futbolcularına büyük maçlardan önce 2
veya 3 uygulama yapar. Ama bu doping değildir. Vücudun oksijen
ihtiyacını karşılayıp performansını yükseltir. Aynı şekilde büyük
bir sınava gireceksiniz, seyahate çıkacaksınız veya çok yoğun bir
programınız vardır iki üç tedaviden sonra kendinizi çok dinç
hissedersiniz. Ben 30 yıldır kendime uyguluyorum. İşadamları,
bankacılar, doktorlar var bize gelen. Futbolcuları almadık buraya.
Çünkü onlar için ayrı bir birim oluşturmak lazım. Ama onlara
uygulayan arkadaşlar var sanıyorum."
KIRIŞIKLIĞA KULLANILMAZ
Avrupa'dan
sonra Türkiye'de de ozon terapisinin rant amaçlı kullanılmaya
başladığı ve bu nedenle anti- aging'in ön planda geldiğini söyleyen
Op. Dr. Velidedeoğlu, özellikle son zamanlarda botoks yerine
kullanılmasının çok yanlış olduğu görüşünde: "Bir insanın ozon
tedavisiyle 10 yaş 20 yaş gençleşmesi mümkün değil. Kırışıklıklara
verilen ozon gazı orada bir şişme meydana getiriyor. Dolayısıyla
oraya aşırı derecede doku yüklemesi oluyor ve deri geriliyor. Ama
5-10 gün sonra tekrar eski haline dönüyor. Güzellik merkezleri
yapıyor. Hekimlerin dışında uygulanması doğru değil. Biz daha ziyade
tıbbi alanda uyguluyoruz. Mesela eklem kireçlenmelerinde ozon gazı
veriyoruz eklemin içine. Ve yürüyemeyen hastalar iki üç hafta sonra
bastonları bırakıp yürümeye başlıyorlar." Ozon terapisinin bir diğer
kullanım alanı ise kanser hastalarının tedavisine destek olmak. Dr.
Velidedeoğlu, 100'e yakın hastada uyguladıklarını ve olumlu
sonuçları gördüklerini anlatıyor: "Mesela meme kanserlerinde
kemoterapi yapılırken saç dökülmesi olur. Ozon uygulandığında saç
dökülmesi yüzde 60- 70 azalıyor. Saçları dökülen sağlıklı insanlarda
da uyguluyoruz ozonu ve faydasını görüyoruz."
Ozon gazının vücuda nasıl etki ettiği konusunda şöyle bilgi veriyor
Dr. Velidedeoğlu: "Ozon, normal oda ortamında 30 dakikada
parçalanır. Vücutta kanla karıştığı zaman 2-3 saniye içinde
parçalanıyor ve ikiye ayrılıyor. İki atomlu ve tek atomlu oksijen.
İki atomlu oksijeni alyuvarlar hemen emiyor. Normalde alyuvarlar
kanda madeni paralar gibi birbirine yapışık hareket ederler. Ama
ozon gazıyla karıştığı zaman hemen ayrılıyorlar ve formlarını
değiştiriyorlar. Dolayısıyla satıh genişlediğinden yüksek derecede
oksijeni emerek vücudun ihtiyacı olan bölgeye gidiyor. Mesela
karaciğerinizde iltihap varsa bütün ozonla yükselmiş alyuvarlar
oraya yöneliyor. Böylece parçalanma sonucunda emilen oksijen dokuya
gidiyor."
Ozonun vücuda uygulanışını ise Dr. Muammer Velidedeoğlu şöyle
anlatıyor: "Ozon'un vakum şişeleri vardır. Önce vücuttan 50 ya da 75
ml. kan alınır. Ozon gazı ozon generatörüyle elde edilir. Kan
alındıktan sonra ozonla karıştırılır, sonra tekrar vücuda verilir.
Bu uygulamanın tekrarı hastanın şikayetine göre 6 ila 12 defa
arasında değişir. Kanserlerde 18- defaya kadar haftada iki defa
yapılır. Kanser hastalarında çok yüksek doz uygulanır. Sebebi kanser
hücreleri oksijenli ortamda bulunamazlar, parçalanamazlar ve oksijen
içinde boğulurlar. Aynı zamanda vücudun bağışıklık sisteminin
arttığı derecede kanser hücresinde azalma olur." Hiçbir yan etkisi
olmadığı söylenen ozon terapisinin bir seansı için Kızılay'da 100
milyon lira ödemek gerekiyor. Ayrıca Türkiye'de bir de ozon cemiyeti
kuruldu. Burada ozon eğitimi alan hekimler, bu uygulamayı
yapabiliyor ancak cemiyet tarafında sürekli denetimden
geçiriliyorlar.
MİLLİYET: OZON OKSİJEN TEDAVİSİ
Oksijen yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan en önemli ögelerden
birisi. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene ihtiyaç duyuyor. Ancak
hepimizin yaşamında zamanla oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde
kullandığımız oksijen miktarında azalma oluyor. Böylece yaşamımız
olumsuz etkilenerek bedenimiz canlılığını yitirir. Kan dolaşımı
bozukluklarında, metabolizma düzensizliklerinde, akciğer ve
karaciğer hastalıklarında, kolesterol problemi olanlar, mantar,
bağırsak hastalıkları olanlarda saf oksijenden elde edilen ozon
oldukça faydalı oluyor. (Milliyet Gazetesi)
Hürriyet Gazetesi - Tatil Pazar Eki :
GENÇLİK AŞILAYAN GAZ: OZON
Ameliyat
sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem ağrılarında,
sporcularda performans artırmada başvurulan ozon tedavisinden çok
iyi sonuçlar elde ediliyor. Amica Dergisi, gençlik ve sağlık
aşılayan
sihirli gaz ozonla yapılan tedaviye yer verdi.
Genç kalmayı, kırışıklıkların oluşumunu bir nebze de olsa
engellemeyi ve hep zinde olmayı kim istemez? Ozon tabakasının
incelmesi yüzünden dünyamızın ne kadar olumsuz etkilendiğini
bilmeyen yok. İşte bu gazın
aynı zamanda olumlu etkileri de olduğu ve gençlik aşıladığı
söyleniyor.
Ozon, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bütün hastalıklarda etkili.
Ozon gazı, ciltten emilim yoluyla alındığı zaman hücrenin
oksijenlenmesini artırarak yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri
engelliyor. Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında,
kireçlenmelerde, eklem ağrılarında, sporcularda performans artırmada
ozan tedavisinden çok iyi sonuçlar elde ediliyor. Bunun dışında
şeker hastalarında meydana gelen açık yaraların kapatılmasında
kullanılan ozon, açık yarası olmayanlar hastalarda doku tahribatını
engellemek için uygulanabiliyor. Astımlı hastaların
da ozon tedavisinden sonra rahat nefes alıp aktif yaşamlarına kısa
zamanda geri dönmeleri mümkün.
Grip aşısı yerine kış aylarında herkese ozon öneriliyor. Ozon
tedavisi erkeklerde sıkça görülen cinsel fonksiyon bozukluklarında
dolaşımı düzenlediği için tercih edilebilir.
Ozon tedavisinde uygulanan torbalama yöntemi şöyle işliyor: Kişinin
şikayetine göre vücudun bazı bölgeleri özel bir solüsyonla
nemlendirilerek torbalanıyor. Küçük torbalar sadece el bölgesine ve
ayaklara, büyük
torbalar ise ayaklardan bele kadar olan bölgeye kaplanıyor. Daha
sonra içeri aktif oksijen (ozon) veriliyor ve özel bir solüsyon
yardımıyla ozunun cilt tarafından amilmesi sağlanıyor. Haftada iki
veya üç seans uygulanan bu tedavinin süresi yaklaşık 30 dakika
sürüyor.
Ozon tedavisi her yaşta uygulabilen bir yöntem. Ozonun en çok 35-70
yaş arasındaki kadınlarda, yaşlanmanın etkilerini en aza indirmek
için kullanılıyor, ikinci sırada ise astım şikayeti olanlar geliyor.
(Hürriyet Gazetesi - Tatil Pazar Eki) |
|